top of page

Zeytin Dalı Ağacı

Merhaba dedim; ses etmedi.

Daha önce hiç bu kadar sessiz kaldığını da görmemiştim.

Başına bir şey mi gelmişti? Nereye gitti?

Kağıt ve kalem buluştuğundan beri yazmayı merak ediyordum. Çok kez kapalı kapılar ardında karaladığım yazıları buldum. Kimisini sevdiğim kızlara yazmışım kimisini de dünyada sahip olmadıklarıma . Bazen sanki çok üzülmüş hatta paramparça olmuşum gibi dokunaklı olsun diye bazen de çok aşık çok sevgi dolu yazmışım. Uçları yanık sözlerle dans ederken kendimi göründüğümden daha farklı anlatmışım. Kafası karışık kasetler doldurduğum canım kendimle baş başa kaldığımda yalancılık yaptığımı biliyorum. -Hadi ama hepiniz kendinize defalarca yalan söylediniz.- Geceyi bekleyen güneş gibi özlediğim kalemim karamsar ve kurşuni renklerle boyuyordu defterimi. Dağınık biri olduğumu söylemeliyim. Defteri o kadar özensiz kullandım ki... Güzel yazmaya dikkat etsem bile bir süre sonra aceleci bir tutumla çivi yazısına dönüşüyordu. Böyle abur cubur yazdıklarım beni rahatsız edince defterin sayfasını koparıyordum. Daha da çirkin oluyordu. Bir sayfa daha... Altmış sayfalık çizgili defterlerim var öyle içi biraz dolu. Ne zaman başlasam yazmaya kendimi otuzuncu sayfada buluyorum.

Yarın Ayın 30'u.

Bir kaç kez lisenin çatı katında sakladım kelimeleri. Yangın merdiveninden en üstte kata çıkan bir yer vardı. Sadece benim bildiğim bir sır değildi, tabi. Sigarasını manzaraya karşı içmek isteyenler için iki sandalye atılsa inanılmaz bir yer olurdu. Karşıda da Aydın Dağları var tepelerine kar yağmış, bembeyaz. Üstelik göğün sinesine konmuş Tevfik Fikret'in sis şiiri var sesinde rüzgarın. Ara ara çıkardım oraya. Bir keresinde merdivenlerde okulun geometri öğretmeniyle karşılaştım. Sonradan öğrendim kalp krizinden vefat etmiş, rahmetli. Sayılarla çok uğraştığı için aklını oynattığına dair söylentiler bile çıkmıştı. Merdivende gördüğümde kendi kendine gülüyordu zavallı. Ses etmedi -bende seslenmedim. Şanslıyım o gün. Yukarıda kimsecikler yoktu. Bende şöyle yazdım:

Bir zeytin ağacı dalında uyuyakalmışım

babam öldüğünde

Beni arıyor annem, uzun uzun

Zaten açmazdım

Artık korkuyorum.


Bu satırları defterin farklı sayfalarına yazdığımı şimdi fark ediyorum.

Korkuyorum. Bu dünyayı anlayamadığım için yazmıştım bu yazıyı. Tuhaf değil mi? Sana belli bir süre veriyorlar ve sen uyuyorsun o sıra. Bir yerlerde sokaklarda dolaşanlar, bir yerden bir yere ulaşmak isteyenler var. Evin içerisinde eşiyle kavga eden kadın

annesini acele acele telefonla arıyor. Mahallenin haşarı kedisi bir çocuğun tekmesiyle dört ayak üstüne düşmeye çalışıyor. Kötüyüz. Tümden geliyorum. İnsan kötü müdür? Net. Korkuyorum.

Dışarıya çıktığım zaman ev telefonundan arıyor annem.

-Dışarıda mısın?

-Yani?

-Eve Gel.

-Noldu?

-Kavga ettik.

-Tamam.

Dışarıya çaktırmadan eve gitmeye çalışıyorum. Suratım beş karışık. Çevremdekiler alıngan biri olduğumu düşünüyorlar. Haklılar bence. Birden sessizlik çöküyor çünkü sohbetin içine. Tüm suçu üstlenip evin yolunu tutuyorum. Evime geliyor arkadaşlarım. Değişmeliyim.


Başımı yastığa koyduğumda ''İyi geceler'' dedim.

Seni daha önce yazdığım defteri buldum.

Zeytin dalını uzattım.


Çocukluğumun başını ütüleyen tüm tatsız anılarını kabul ediyorum. Yoruldum mu? yoksa affettim mi? Belki de hiç biri. Şu anı yaşamaya karar verdim çünkü. Gezmeyi seviyorum. Bir gün uzun bir tren yolculuğunda yazacağım. Sonraki zaman paraşütle atlayacağım, kucak dolusu Ölü denize. Öyle bir zaman gelecek ki yaşlanacağım ama keşke demeyeceğim. Asafça anlatacağım, gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım kesitleri. Aklımda kaldıkça da seni unutmayacağım. Yavaş yavaş silinmesin diye kalemin ucunu açıyorum.

Seni hatırladıkça huzura yazıyorum.

Merhaba dedim.

Gülümsedi bence

Ben öyle hayal ettim.













196 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kenan Amcayla Sırlar Sokağı

Kenan Amca' yı anlatmış mıydım? Daha önce bahsettim sanki ama durun durun yine aklıma geldi. Bana bir sır verdi ama başka kimse biliyor mu acaba? Kesin anlatmıştır öfkeli bir anında. Kesin. Öfkesi sir

Raund

Kenan amcanın hırkasını hatırlıyor musunuz? Açık kahverengi. Üzerinde geyik desenleri olan el örmesi düğmeli bir hırka. Dışarıdan bakınca eskimiş görünmeyen emektar hırka Kenan Amca'nın 57 senedir i

Comments


  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
bottom of page